Günümüze kadar, insanda koku duyusu tam olarak anlaşılamamıştır. Evrimsel açıdan bakılırsa, duyuların en eskilerinden biridir. Tat duyusuna da büyük katkısı vardır (tat bozukluklarının çoğunda koku bozukluğu bulunur). İştahsızlık, beslenme bozukluğu ve depresyon, ciddi koku bozukluğu olan hastalarda karşımıza çıkabilecek sorunlardır.
Koku bölgesi burun boşluğunun 1/3 üst bölümünde yer alır. Yaklaşık olarak, 25 milyon reseptöre sahip koku bölgesi epitel’inden başlayan ileti sinyalleri, beyin ön lob’daki koku merkezine ulaşır. Diğer duyular ile karşılaştırıldığında, en geniş beyin duyu merkezi olarak yer kaplar. Koku molekülünün belli özelliklere sahip olması gerekir (suda çözünebilirlik, düşük molekül ağırlığı vb.). Koku bölgesinde 60 mikron kalınlığında tüylü hücreler bulunur. Bunların üzerindeki reseptörlere özel proteinler (lipokalinler) ile bağlanan moleküller, kimyasal yanıta neden olur, burun tavanı üstündeki koku terminalinde ise elektriksel impulsa dönüşüp üst koku merkezine yönelirler.
Pekçok kişi, yaklaşık olarak 2000 kokuyu birbirinden ayırdedebilir (parfüm, içki sektöründe çalışan profösyoneller 10.000 kokuyu ayırdedebilir). İnsan burnunun değerlendiremeyeceği kadar hassas/özgün durumlarda ise ‘Elektronik Burun’ teknolojisi kullanılmaya başlanmıştır. Askeri amaçlarda, uzay istasyonları, kimya endüstrisi, hava temizlik ölçümlerinde, metrolarda, madenlerde, robotik endüstri de vb. kullanılmasının yanında, medikal alanda da E-Burun yerini almaktadır. Yaralar, sıvıların niteliğinin veya enfeksiyon (bakteriler vb.) varlığının belirlenmesi için yeni elektronik burunlar kullanılmaktadır.
Her iki burun deliğimiz sağlıklı ise, kokunun ne tarafdan geldiğini de algılayabiliriz. Bu konu ile ilgili ABD-Berkeley Üniversitesinde geçen aylarda yapılan bir klinik çalışma, koku kaynağını bulabilmede iki burun deliğinin tek burun deliğine göre büyük avantaj sağladığını (ses kaynağını belirleyen iki kulak gibi) ve koku izleme/yerini belirleme fonksiyonunun geliştirilebileceğini vurgulamaktadır. Yaş ilerledikçe koku algılama yeteneğimiz azalır. Bunun çeşitli nedenleri vardır (koku bölgesi atrofisi, burun tıkanıklığı, sinirsel düzeyde zedelenme vb.). Konu ile bağlantılı birçok merkezde (ABD başta olmak üzere çeşitli ülkelerde) bilimsel araştırmalar yapılmaktadır. Kasım 2006’da da, ABD- Yale Universitesinde 6 milyon dolarlık bir fon ile, yaşa bağlı koku kaybının nedenlerini araştıracak ayrıntılı çokmerkezli bilimsel çalışma/araştırma başlatılmıştır.
Koku kaybı olması ile;
· Tat duyusu olumsuz etkilenir (iştahsızlık)
· Beslenme bozukluğu, depresyon gelişebilir (özellikle yaşlı bireylerde).
· Güvenlik açısından sorunlar olabilir (besin zehirlenmesi, gaz solunmasına bağlı zehirlenme riski vb.)
· İstatistiklere göre, ABD’de yılda 200.000 kişinin, koku bozukluğu/bağlantılı rahatsızlıkları ile doktorlara başvurduğu bilinmektedir.
Koku bozuklukları terimleri:
Anozmi: Hiç koku alamamak
Hipozmi: Az koku almak
Parozmi: Var olan bir kokunun kötü hissedilmesi
Fantozmi: Koku uyaranı olmadığı halde, kötü koku algılanması
Kakozmi: Kötü koku algılanması (üstteki son iki terimi de içerir)
Agnozi: Kokunun algılanmasına rağmen sınıflandırılamaması/yoğunluğunun anlaşılamaması
Tanı:
Klinik KBB muayenesi, ayrıntılı öykü alınması, kullanılan ilaçlar, hastalıkların varlığı vb. belirlendikten sonra MR veya Bilg. Tomografi (sinüslerin değerlendirilmesi için) istenebilir.
Nöroloji ve Psikiyatri uzmanlarının da koku bozukluğuna sahip hastayı muayene etmeleri gerekebilir. KBB muayenesi ve radyolojik incelemesi normal bulunan hastalarda, alkol/ butanol koku eşik testi, Connecticut koku belirleme testi, Pennsylvania koku (kazıma testidir) testlerinden biri ya da elektroolfaktometre klinik muayene de kullanılabilir.
Yaşlı kişilerde, koku bozukluğunun burun-sinüs veya kafaiçinde bir tümoral hastalık veya nörolojik bir rahatsızlık (Örn.; Alzheimer hast.) kaynaklı olabileceği akla gelmelidir.
Tedavi:
Nedene yönelik olmalıdır. Mekanik (burun boşluğunu tıkayan) nedenler, KBB hastalıkları uzmanı doktorlar tarafından değerlendirilir.
Hangi sorunlar koku almamızı etkiler?
Her şeyden önce, koku moleküllerinin koku bölgesine sağlıklı ulaşması için, burun boşluğunu/koku bölgesini kapatmış veya ödem/iltihap oluşturabilen faktörler olmaması gerekir (kemik/kıkırdak eğrilik, burun eti, üst solunum yolu enfeksiyonu/sinüzit, allerji).
Burunla ilgili mekanik(doğrudan tıkanıklık yapan) sorunlar:
En sık görülen, koku kaybı yapan rahatsızlıklardır.
1.Deviasyon (Burun eğriliği): Latince eğrilme veya sapma anlamına gelen bu kelime, çoğu kez burun eğriliği için kullanılır. Burun iç ve/veya dış yapısındaki kemik-kıkırdak yapıyı ilgilendiren eğrilikler, burun içerisinde ciddi tıkanıklık oluşturabilir. Bu eğrilikler doğuştan veya sonradan çarpma, düşme gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Sadece burun içinde olan eğrilikler, lokal ya da genel anestezi (narkoz) altında kısa sürede düzeltilebilir. Orta-üst bölüm, ya da çok arkada olan eğrilikler endoskopik yöntemle de yapılabilir.
Burun dışında da eğriliği olan, dış ve iç yapısının birlikte düzeltilmesi gereken hastalarda, Rinoplasti adını verdiğimiz kozmetik burun cerrahi işlemi planlanır ve genel anestezi altında gerçekleştirilir. Rinoplasti de, eğer burun ucunda ve/veya septum adı verilen orta bölümde yani Deviasyon-eğrilik ileri derecede ciddi problem var ise, açık teknik cerrahi çok avantaj sağlar. Rinoplasti ameliyatı sonrası, 10-15 gün içerisinde dikişler alınmış, burun üstündeki bantların çoğu çıkarılmış olur. Başarı, hasta memnuniyeti %80-%90 civarındadır.
2.Burun etleri: Konka adı verilen ve yan duvarda bulunan burun eti’nin allerji/enfeksiyon vb. nedenlerle aşırı büyümesi veya tek taraflı kemik eğriliğinin neden olduğu büyüme tıkanıklık oluşturabilir ve koku kaybına/azalmasına yol açar. Konkaların küçültülmesi, içindeki kemiğe/yumuşak dokunun durumuna, büyüme nedenine bağlı olarak değişik tekniklerle yapılabilir. Sadece yumuşak doku büyümesi var ise ve ilaç tedavileri yanıt vermemiş ise, lazer, radyofrekans, elektrokoter, klasik cerrahi gibi farklı yöntemlerle ve farklı tekniklerle konkalar küçültülebilir. Her yöntem/tekniğin kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır.
Polip adı verilen burun etleri ise, daha çok allerji zemininde ve /veya astımlı hastalarda karşımıza çıkar. Sinüslerden/burun yan duvarından kaynaklanan etler, içi sıvı dolu kistik yapılara benzer. Burun boşlukları üst bölümü poliplerle tıkandığı için, koku kaybı ve burun tıkanıklığı şiddetlidir. İlaç tedavisini takiben cerrahi tedavi (ki, son yıllarda polipleri ortadan kaldırmak için shaver veya microdebrider adı verilen özel aletlerle endoskopi altında ameliyatlar tercih edilmektedir. Burun -sinüs tümörü olasılığı için polip düşünülen etlerin biyopsi’sinin her zaman yapılması gerekir (patolojik inceleme). Shaver adını verdiğimiz bu aletlerin kullanılmasının avantajı; poliplerin dikkatlice burun yan duvarından temizlenebilmesi, kanamanın çok az olması, çevre normal dokuların zedelenmemesi, iyileşme döneminin pek sorun yaşanmamasıdır. Ameliyat sonrası yine uygun ilaç tedavisi verilirse poliplerin tekrarlama oranı çok azalacaktır.
3.Üst solunum yolu enfeksiyonu/ Sinüzit:
Geçirilmiş üst solunum yolları enfeksiyonu sonrasında, bazen geçici ya da kalıcı türde koku kaybı ortaya çıkabilir. Virüslerin koku bölgesinde neden oldukları mukoza zedelenmesi sonucu bu durum oluşur.
Kronik sinüzit’te ise, burun mukozasındaki ödem ve sinüzit’e neden olan faktörler (kemik eğriliği, burun eti vb.) nedeniyle koku kaybı burun tıkanıklığı ile birliktedir. Nedene yönelik tedavi planlanması, koku kaybını da düzeltecektir.
4.Alerjik nezle: koku kaybı/azalması bu grup hastalarda da belirgindir, Hapşırma, burun mukozasında ödem, kızarıklık, sulu burun akıntısı ile oluşan allerji klinik tablosu için, kişinin hangi allerjen maddelerden etkilendiği/astım rahatsızlığı olup olmadığı, enfeksiyonun hangi derecede olduğu belirlenmeli ve ilaç tedavisi planlanmalıdır. Evcil hayvanlardan (kedi, köpek, kuş vb.) uzak durulmalı, sigara içilen, kirli havalı ortamlarda kalınmamalıdır. Cerrahi tedavi, ilaç tedavisine yanıt alınamayan hastalarda (konka küçültülmesi, sinüzit cerrahisi vb.) ya da mekanik tıkanıklık yapan nedenlerin (kemik eğriliği vb.) varlığında düşünülebilir. Aşı tedavisi de (immunoterapi), ilaç tedavisi sonrası düşünülebilir.
DİĞER NEDENLER:
>Fizyolojik yaşlılık
>Nörolojik hastalıklar (Alzheimer hast., Parkinson hastalığı)
>Burun-sinüs veya kafa içi tümörleri
>Kafa travmaları (kazalar)
>Hormonal bozukluklar (Şişmanlık, diyabet vb.)
>Sistemik hastalıklar (Hipertansiyon, beslenme bozukluğu vb.)
>İlaçlar, toksik nedenler
>Diş/dişeti enfeksiyonları
>Radyoterapi (kanser tedavisi)
>Psikiyatrik bozukluklar
>İdiyopatik (nedeni belirlenemeyen) koku bozukluğu (Doğuştan veya sonradan olan)